Akupunkturun felsefesi
Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.
Read the rest of this entry »
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Bu sayfa oluşturulurken;
adlı Vikipedi maddesinden yararlanılmıştır. Bu metin, GNU Özgür Belgeleme Lisansı kapsamındadır.
Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.
Read the rest of this entry »
Şişmanlık
Şişmanlık Nedir?
Dünyada şişmanlık
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?
Vücut-Kitle indeksi nedir?
Akupunktur ve Zayıflama
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?
Şişmanlık (Obezite)
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.
Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60′ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.
Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve Obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlenmiştir.
Read the rest of this entry »
Eski bir Çin tedavi tekniğidir. Vücudun belli noktalarına yerleştirilen iğnelerle yapılan bir tedavi yöntemidir. Uygulanan bu iğnelerin ayrı özellikleri olduğu gibi vücutta doğrusal olarak bulunan belli noktalara uygulanıyor. Uygulama noktalarında Pozitif bir enerjinin yayıldığına inanıyorlar ve bu enerjiye qi adını veriyorlar.Çinde varolan inanca göre Qi de yani yayılan pozitif enerjinin yokluğunda insanlarda dayanılmaz acıların olduğunu ve hastalıkların başladığını biliyorlar. Dolayısıyla Çin felsefesiyle Akupunktur uygulaması acıyı engellemekten diğer tüm hastalıkların tedavisine kadar uzanabiliyor. Hatta yapılan mevsimsel terapilerde nezle ve gribi önleyici ve tedavi edici rol oynuyor.
Tanım
Akromegali, hipofiz bezinin aşırı büyüme Hormonu salgılaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Ergenlik öncesinde ortaya çıkışı oldukça nadirdir ve bu durumda hastalığa jigantizm (devlik) ismi verilir. Çoğunlukla 30-60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Hastalık erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Büyüme Hormonu aşırı salgısı sonucu yüz görüntüsü değişir, kabalaşır, hastalar baş ağrısı, terleme, el-ayaklarda büyüme ve yorgunluktan şikayet ederler. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi, hormonal sistem başta olmak üzere pek çok organı etkiler ve ölüm riskini 2-4 kat arttırır.
Read the rest of this entry »
Akraba evliliğinin risklerini biliyor musunuz?
Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir.
Almanya’da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili olan DNA’yı içerir. DNA’nın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise Gen denir.
Herbir kromozomda binlerce gen vardır. Her gen, kromozom üzerinde özel bir yere sahiptir. Genler bir kuşaktan diğerine aktarılan kalıtsal birimlerdir.
Read the rest of this entry »
Thalassemi , önlemi alinabilir kalitsal geçisli bir kan hastaligidir.
Thalassemi Hastaligi , önlemi alinabilir kalitsal geçisli bir kan hastaligidir. Dogum öncesi erken tani ile önlenebilen genetik geçisli (iki tasiyici ebeveynden çocuklar aktarilan) ciddi bir kan hastaligidir. Bulasici yada bir Kanser türü degildir. Kesin bir tedavisi yoktur. Fakat thalassemi hastalarinin, yasam kalitesini arttirmak ve sürdürmek için ömür boyu tedavi gereksinimi vardir.
Thalassemi tasiyicisi iki ebeveynin evlenmesiyle her gebelikte dogacak olan bebegin tasiyici olma riski %50, thalassemi majör olma riski %25 ve saglam bebek olma sansi ise %25 tir.
THALASSEMI’nin Klinik Sekilleri Nelerdir?
Read the rest of this entry »
Bütün akciğer tümörleri kanserli midir ?
Hayır. Bazen selim tümörlere akciğer adenomlarına rastlansa da habis türleri çok daha fazla görülmektedir.
Selim akciğer tümörlerinin tedavi yöntemleri nedir ?
Ameliyat öncesi selim ve habis tümörler arasında bir ayrım yapılmasına imkan olmadığından selim ve habis tümörlere aynı ameliyat usulleri tatbik edilmektedir.
Akciğer Kanseri fazla rastlanan bir durum mudur ?
Evet, özellikle erkeklerde en çok görülen Kanser türüdür.
sigara kullananların kullanmayanlardan fazla akciğer kanseri olma ihtimali var mıdır ?
Şüphesiz evet. Fazla sigara kullananların, kullanmayanlara oranla akciğer kanseri olma ihtimalleri on misli fazla olarak kabul edilmektedir.
Read the rest of this entry »
Akciğer kistlerine nerede rastlanır ?
Bunlar genellikle doğuştan beri var olan bozukluklardır ve Hava veya Sıvı ile dolu olan zarları zayıf torbacıklardan meydana gelmektedir. Bazı akciğer kistleri herhangi bir belirti göstermezken başkaları, ciğerin etrafındaki dokularda baskı yaparak bu dokuların harap olmasına yol açabilir.
Akciğer kistleri enfekte olup Apseler meydana gelebilir mi ?
Read the rest of this entry »
Hangi tip akciğer enfeksiyonları Ameliyatı gerektirebilir ?
Akciğer apseleri, Günümüzde ciğerde kendilerini göstermiş olan Apselerin büyük çoğunluğu antibiyotiklerle kontrol Altına alınabilmekteyse de yine de bazı hallerde Ameliyat yoluyla drenaj yapılması gerekli olabilecektir. Önceki yıllarda akciğer apselerinde ölüm oranlan çok yüksek olmaktaydı. Ancak, günümüzde modern ameliyat metotları ve Antibiyotik ilaçların kullanılmasıyla, vakaların büyük çoğunluğu başarı ile tedavi edilebilinmektedir.
Bronşiektazi, Bu durumda küçük bronş tüpleri genişlemekte ve kısmen harap olmaktadır. Bu durum ise onların enfeksiyona çok meyilli olmasına yol açar. Bronşiektazi nedeniyle kronik enfeksiyon meydana geldiği zaman çok vakalarda ameliyat yolu ile akciğerin enfekte olan kısmının alınması gerekmektedir. Lobektomi olarak adlandırılan bu ameliyat, emniyetli bir şekilde yapılabilmekte ve hastanın iyileşme umutları çok yüksek orandadır.
Empiyema, Bu durum akciğer ve göğüs duvarı (plevra boşluğu) arasındaki kesimde cerahat toplanmasından ileri gelir. Geçmiş günlerde çok kez zatürree komplikasyonu olarak görülürdü. Günümüzde ise zatürree Antibiyotikleri ile çok çabuk kontrol altına alınabildiğinden bu hastalığa nadiren rastlanmaktadır. Ancak, zatürree ihmal edilmiş veya tedavisi yetersiz şekilde yapılmışsa, bu durumun meydana gelmesi mümkündür. En iyi tedavi usulü göğüs boşluğuna bir ensizyon açılması ve toplanan cerahatin drenaj usulüyle dışarıya çıkarılmasıdır. Bu gibi vakaların büyük çoğunluğu derhal iyileşmeye başlar.
Read the rest of this entry »
Akciğer cerrahisini gerektirecek, çeşitli durumlar hangileridir ?
a.Enfeksiyonlar.
b.Göğüs boşluğunda veya akciğerlerde) ileri gelmiş olabilen yaralar.
c.Akciğerlerde meydana gelmiş olan kistler.
d.Selim veya habis ciğer tümörleri.
Akciğerlerde veya göğüs boşluğunda yapılacak Ameliyatlar emniyetli midir ?
Ameliyat tekniklerinde ve Anestezi usullerinde son yıllarda elde edilen gelişmelerle bugün akciğerlerde ve göğüs boşluğunda yapılmakta olan ameliyatlar yaklaşık karın nahiyesinde yapılan ameliyatlar kadar emniyetli olmaktadır;.
Read the rest of this entry »